<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel Görelilik teorisi Archives - Tarihli Bilim</title>
	<atom:link href="https://www.tarihlibilim.com/post/tag/genel-gorelilik-teorisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tarihlibilim.com/post/tag/genel-gorelilik-teorisi/</link>
	<description>Bilime tarih penceresinden, tarihe bilim penceresinden bakmak için</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Oct 2025 16:48:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/02/Screenshot_20221017-205527_Office_edited_edited.jpg</url>
	<title>Genel Görelilik teorisi Archives - Tarihli Bilim</title>
	<link>https://www.tarihlibilim.com/post/tag/genel-gorelilik-teorisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Evren Genişliyor mu?</title>
		<link>https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/</link>
					<comments>https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat AGAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2024 10:06:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[anti-gravitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Uzay Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bang]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bang Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Edwin Hubble]]></category>
		<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Genişliyor mu?]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Görelilik teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[George Gamow]]></category>
		<category><![CDATA[Georges Lemaître]]></category>
		<category><![CDATA[Hubble Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Hubble Uzay Teleskobu]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Mount Wilson Gözlemevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tarihlibilim.com/?p=11832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evren Genişliyor mu? Siz ne düşünüyorsunuz? Bugün bu konu hakkında geçmişten günümüze gelerek bir araştırmamızı paylaşmak isteriz. Evrenin genişlemesi fikri, bilim dünyasında derin yankılar uyandırmış ve kozmoloji alanındaki en önemli&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Evren Genişliyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Evren Genişliyor mu? Siz ne düşünüyorsunuz? Bugün bu konu hakkında geçmişten günümüze gelerek bir araştırmamızı paylaşmak isteriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evrenin genişlemesi fikri, bilim dünyasında derin yankılar uyandırmış ve kozmoloji alanındaki en önemli sorulardan biri olmuştur. Bu sorunun yanıtı, bilimsel teorilerle şekillenen ve sürekli evrilen bir hikâye anlatır. 20. yüzyılın başlarından itibaren yapılan gözlemler ve kuramsal çalışmalar, evrenin genişlediğine dair güçlü kanıtlar ortaya koymuştur. Bu makale, evrenin genişleme teorisinin nasıl ortaya çıktığını, büyük bilim insanlarının bu konudaki katkılarını ve Big Bang teorisinin evrenin genişlemesiyle olan ilişkisini ele alacaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-einstein-ve-genel-gorelilik-teorisi">Einstein ve Genel Görelilik Teorisi</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Albert Einstein</strong>, 1915 yılında geliştirdiği <em>Genel Görelilik Teorisi</em> ile bilim dünyasında devrim yarattı. Bu teori, kütle çekiminin uzay ve zamanın dokusunu bükerek cisimlerin hareketlerini nasıl etkilediğini matematiksel bir şekilde açıklıyordu. Kütlesi büyük olan cisimler, uzay-zamanı adeta bir lastik tabaka gibi eğiyordu. Bu eğilme, diğer cisimlerin bu eğik uzayda hareket etmelerine neden oluyordu. Örneğin, Dünya gibi büyük bir gezegen, bu eğik uzay-zaman dokusu içinde hareket eden <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/ayin-kesfedilmemis-yuzeyi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Ay</a>&#8216;ı çekim kuvveti ile yörüngede tutuyordu. Einstein’ın teorisi, kütle çekimi hakkında bilinen her şeyi yeni bir bakış açısıyla yorumladı.</p>



<h5 class="wp-block-heading" id="h-kozmolojik-sabit"><em>Kozmolojik Sabit</em></h5>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o dönemde, bilim insanları evrenin durağan olduğunu düşünüyordu. Bu fikir, evrenin her zaman aynı şekilde var olduğu ve değişmediği inancına dayanıyordu. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Einstein</a>, o dönem bilim çevrelerinde kabul gören bu durağan evren modelini benimsedi. Geliştirdiği Genel Görelilik Teorisi’ne &#8220;<em><strong>kozmolojik sabit</strong></em>&#8221; adını verdiği bir terim ekledi. Bu sabit, evrenin genişlemesini ya da büzülmesini engellemek için dengeleyici bir faktör olarak kullanıldı. Einstein, evrenin statik kalması gerektiğini düşündüğü için bu sabiti eklemeyi gerekli gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teorik olarak, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Genel Görelilik Teorisi</a>, evrenin durağan olamayacağını gösteriyordu. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/matematigin-tarihi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Matematiksel </a>denklemler, kütle çekiminin zamanla evreni büzmesi gerektiğini öngörüyordu. Ancak Einstein, dönemin bilimsel anlayışına uyarak bu sonuçla çelişen bir düzenleme yaptı. Kozmolojik sabit, evrendeki kütle çekimi ile evrenin büzülmesini dengeleyecek bir kuvvet sağladı. Bu da evreni durağan hale getirdi. Bu sabit, evrenin genişlememesini sağlayan bir “<em><strong>anti-gravitasyon</strong></em>” etkisi yaratıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Einstein’ın kozmolojik sabiti ekleyerek durağan bir evren modeli kurması, aslında kendi teorisinin doğal sonuçlarını engelledi. Daha sonra Einstein, <strong>Hubble</strong>&#8216;ın 1929 yılında yaptığı gözlemler sonucu galaksilerin birbirinden uzaklaştığını ve evrenin genişlediğini öğrendiğinde, bu sabiti eklemenin bir hata olduğunu kabul etti. Bu hata, Einstein&#8217;ın <em>“hayatımın en büyük hatası”</em> diye nitelendirdiği bir durum olarak tarihe geçti. Çünkü Hubble&#8217;ın gözlemleri, evrenin statik olmadığını, aksine genişlediğini gösteriyordu. Einstein, durağan evren modeline olan inancından dolayı kozmolojik sabiti eklediği için teorisinin doğal genişleme sonucunu kaçırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, kozmolojik sabit terimi hala kullanılmakta, ancak bu kez evrenin genişlemesinin hızlandığını açıklamak için kullanılıyor. Bilim insanları, kozmolojik sabiti karanlık enerji adı verilen gizemli bir kuvvetin bir temsili olarak görüyorlar. Ayrıca evrenin genişlemesini hızlandırdığına inanıyorlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-hubble-in-buyuk-kesfi">Hubble&#8217;ın Büyük Keşfi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">1920&#8217;li yıllarda, astronom <strong>Edwin Hubble</strong>, evren anlayışımızı kökten değiştiren devrim niteliğinde bir keşif gerçekleştirdi. Hubble, Kaliforniya&#8217;daki <strong>Mount Wilson Gözlemevi</strong>&#8216;nde yer alan dev <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/teleskop-kesfediliyor/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">teleskobu </a>kullanarak yaptığı gözlemlerle, galaksilerin birbirlerinden uzaklaştığını tespit etti. Bu gözlemler, <strong>1929 </strong>yılına gelindiğinde, <em><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">Hubble&#8217;ın evrenin dinamik ve genişlemekte olduğunu ileri süren teorisine temel oluşturdu. </mark></em>Hubble, galaksilerin yalnızca rastgele hareketler sergilemediğini, aksine evrenin kendisinin genişlemesi sonucu bu uzaklaşmaların meydana geldiğini öne sürdü.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="795" height="751" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/hubbleandeinsteinEkran-Alintisi.jpg" alt="" class="wp-image-11851" style="width:378px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/hubbleandeinsteinEkran-Alintisi.jpg 795w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/hubbleandeinsteinEkran-Alintisi-300x283.jpg 300w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/hubbleandeinsteinEkran-Alintisi-768x725.jpg 768w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/hubbleandeinsteinEkran-Alintisi-585x553.jpg 585w" sizes="(max-width: 795px) 100vw, 795px" /><figcaption class="wp-element-caption">Evren Genişliyor mu?</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Hubble, galaksilerin uzaklıklarını ve hızlarını ölçmeye başladı. Gözlemlerinde, galaksilerin birbirlerinden uzaklaşma hızlarının, aralarındaki mesafe ile doğru orantılı olduğunu fark etti. Bu önemli keşfi, galaksilerin birbirlerinden ne kadar uzakta olduklarını ve ne kadar hızlı uzaklaştıklarını matematiksel bir formüle döktü. Sonuç olarak, Hubble, galaksilerin uzaklaştığı hızın, galaksinin dünyaya olan uzaklığıyla doğrusal bir ilişkiye sahip olduğunu gösterdi. Bugün bu ilişki, <strong>Hubble Kanunu</strong> olarak biliniyor. Hubble Kanunu, evrenin genişlemesini açıklayan ilk matematiksel bağıntı oldu ve modern kozmolojinin temel taşlarından birini oluşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hubble&#8217;ın keşifleri, o dönemde Albert Einstein&#8217;ın durağan evren modeline ciddi bir meydan okuma niteliği taşıyordu. Einstein, Genel Görelilik Teorisi&#8217;ni geliştirirken evrenin durağan olduğuna inanmış ve teorisine kozmolojik sabit terimini ekleyerek bu durağanlığı sağlamaya çalışmıştı. Ancak Hubble’ın gözlemleri, evrenin durağan olmadığını kesin bir şekilde gösterdi. Hubble, yaptığı gözlemlerle, Einstein&#8217;ın durağan evren modelini tamamen geçersiz kıldı. Bu bulgular, Einstein&#8217;ın kozmolojik sabit terimini bir &#8220;<em>hata</em>&#8221; olarak nitelendirmesine yol açtı ve bilim dünyasında derin bir yankı uyandırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hubble’ın keşfi, evrenin başlangıçta sabit olmadığı, aksine sürekli genişlediği gerçeğini ortaya çıkardı. Bu keşif, evrenin bir zamanlar daha küçük bir hacme sahip olduğu fikrine kapı açtı. &#8220;Big Bang&#8221; teorisinin temellerini oluşturdu. Bu teori, evrenin bir başlangıç anı olduğunu ve bu andan itibaren genişlemeye devam ettiğini öne sürdü. Hubble, bu çalışmalarıyla kozmolojide yeni bir dönemin başlamasını sağladı ve astronomi biliminin yönünü değiştirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-big-bang-teorisi-buyuk-patlama-ve-evrenin-dogusu">Big Bang Teorisi: Büyük Patlama ve Evrenin Doğuşu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evrenin genişlediği fikri, bilim insanlarını evrenin nasıl başladığı sorusuna yöneltti. Eğer evren bugün genişliyorsa, o halde bu genişlemenin bir başlangıç noktası olmalıydı. İşte bu düşünce, <strong>Big Bang Teorisi</strong>&#8216;nin doğmasına yol açtı. 1920&#8217;lerin sonlarına doğru astronom Edwin Hubble, evrenin genişlediğini kanıtladıktan sonra, bilim insanları bu genişlemenin nerede ve ne zaman başladığını araştırmaya koyuldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1940&#8217;lı yıllarda Belçikalı bir rahip ve aynı zamanda bir fizikçi olan <strong>Georges Lemaître</strong>, evrenin çok yoğun ve küçük bir noktadan başladığını öne sürdü. Lemaître, bu başlangıç noktasını &#8220;<em>ilksel atom</em>&#8221; olarak adlandırdı. Bu atomun büyük bir patlamayla evreni başlattığını savundu. Lemaître’ın teorisi, o dönemde fazla ilgi görmedi, ancak <strong>George Gamow</strong> adlı bir Rus-Amerikalı fizikçi, bu fikri daha da geliştirdi. Gamow, evrenin başlarda son derece sıcak ve yoğun olduğunu ve bu patlamanın tüm madde ve enerjinin yayılmasına neden olduğunu ileri sürdü. Gamow’un çalışmaları, evrenin soğuyarak genişlemeye devam ettiğini ve bugünkü halini aldığını gösterdi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img decoding="async" width="549" height="230" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/image-12.png" alt="" class="wp-image-11853" style="width:667px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/image-12.png 549w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/08/image-12-300x126.png 300w" sizes="(max-width: 549px) 100vw, 549px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bu büyük patlama, bilim insanları tarafından <strong>Big Bang</strong> olarak adlandırıldı. Big Bang teorisi, evrenin başlangıcını ve genişlemesini açıklayan ilk bilimsel model haline geldi. Bu teoriye göre, evren yaklaşık <em><strong>13.8 milyar</strong></em> yıl önce bu patlama ile oluştu. Patlama anında evren, aşırı sıcak ve yoğun bir durumdaydı. Zamanla, evren soğudu ve madde birleşerek yıldızları, galaksileri ve diğer gök cisimlerini oluşturdu. Big Bang, evrenin oluşumunun ardındaki mekanizmaları anlamamızı sağlayan önemli bir mihenk taşı oldu.</p>



<h5 class="wp-block-heading" id="h-yeni-bir-kesif"><em>Yeni bir keşif</em></h5>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1965 </strong>yılında Amerikalı astronomlar <strong>Arno Penzias</strong> ve <strong>Robert Wilson</strong>, Big Bang teorisine kesin kanıt sağlayan büyük bir keşif yaptı. Bu iki bilim insanı, tesadüfen, tüm evrene yayılmış olan bir <em>radyasyon </em>tespit etti. Bu radyasyon, <strong>kozmik mikrodalga arka plan ışınımı</strong> olarak adlandırıldı. Bu ışınım, Big Bang&#8217;in kalıntısı olarak kabul edildi. Çünkü patlamadan sonra evren genişledikçe soğuyan bu radyasyon, hala evrenin her köşesine dağılmış bir şekilde bulunuyor. Penzias ve Wilson’ın keşfi, Big Bang teorisini güçlendirdi ve bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. <strong>1978 </strong>yılında, bu buluşları nedeniyle <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/nobel-odulleri/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Nobel Fizik Ödülü</a>&#8216;ne layık görüldüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kozmik mikrodalga arka plan ışınımı, Big Bang’in evrenin başlangıç noktası olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan biri olarak kabul edildi. Evrenin bugünkü durumunu açıklayan en güçlü model haline gelen Big Bang teorisi, bilim insanlarının evrenin nasıl oluştuğu ve nasıl geliştiği sorularına yanıt verdi. Teori, aynı zamanda evrenin bir başlangıç noktasına sahip olduğunu ve sürekli genişlemeye devam ettiğini öne sürerek, zamanın ve uzayın doğası hakkında önemli sorulara kapı araladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Big Bang teorisi, yalnızca evrenin başlangıcını açıklamakla kalmadı. Aynı zamanda evrenin geleceği hakkında da önemli ipuçları verdi. Evrenin genişlemesi devam ettikçe, bilim insanları bu genişlemenin sonsuza kadar süreceğini mi yoksa bir gün durup evrenin yeniden çökeceğini mi araştırıyorlar. Bu sorular, modern kozmolojinin en önemli konularından biri olmaya devam ediyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-yakin-gecmiste-yapilan-calismalar">Yakın Geçmişte Yapılan Çalışmalar</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evrenin genişlemesi üzerine yapılan çalışmalar, 20. yüzyılın sonlarına doğru hız kazandı. 1990&#8217;larda yapılan gözlemler, evrenin genişleme hızının zamanla yavaşlaması gerektiğini öne sürüyordu. Ancak, <strong>1998 </strong>yılında iki bağımsız araştırma grubu, beklenmedik bir keşif yaptı. Gözlemler, evrenin genişleme hızının aslında artmakta olduğunu gösteriyordu. Bu şaşırtıcı bulgu, evrende gizemli bir gücün – &#8220;<strong><em>karanlık enerji</em></strong>&#8221; olarak adlandırılan bir enerjinin – genişlemeyi hızlandırdığını ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlık enerji, evrenin toplam enerji yoğunluğunun yaklaşık %68&#8217;ini oluşturuyor. Bilim insanları, bu enerjinin doğasını henüz tam olarak anlamamış olsalar da, evrenin geleceği üzerinde derin bir etkisi olduğunu biliyorlar. Karanlık enerji, genişlemenin hızlanmasının temel nedeni olarak kabul ediliyor. Ayrıca bu, evrenin nihai kaderine dair önemli sorular ortaya çıkarıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-gunumuzde-evrenin-genislemesi-uzerine-calismalar">Günümüzde Evrenin Genişlemesi Üzerine Çalışmalar</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde astronomlar, evrenin genişlemesini anlamak için gelişmiş teleskoplar ve uzay gözlemevleri kullanıyor. 2013 yılında, Avrupa Uzay Ajansı&#8217;nın Planck uydusu, evrenin yaşını ve genişleme hızını daha kesin bir şekilde ölçtü. Planck gözlemleri, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce meydana gelen Big Bang&#8217;den bu yana genişlemekte olduğunu doğruladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, kozmologlar, karanlık enerji ve karanlık madde hakkında daha fazla bilgi edinmek için çalışmalarını sürdürüyorlar. Büyük ölçekli galaksi araştırmaları ve gözlemler, evrenin genişlemesiyle ilgili yeni veriler sunuyor. Bu araştırmalar, evrenin geleceği hakkında daha fazla bilgi sağlayacak. Evrenin nasıl sonlanabileceğine dair teorileri destekleyecek ya da çürütecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evrenin genişlemesi, bilim dünyasında hala en çok araştırılan konulardan biri olarak önemini koruyor. Einstein, Hubble ve Big Bang teorisinin mimarları gibi büyük bilim insanlarının çalışmaları, evrenin genişleme sürecini anlamamızı sağladı. Bugün, bu genişlemeyi hızlandıran karanlık enerji gibi bilinmeyen unsurları keşfetmek için çalışmalar sürdürülüyor. Bilim insanları, evrenin gelecekte nasıl bir yola gireceğini ve bu genişlemenin nihai olarak neye yol açacağını çözmeye çalışıyor. Evrenin genişlemeye devam ettiği gerçeği, kozmolojinin en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evren Genişliyor mu? Bu soruya cevap bulduğunuzu umuyoruz. 🙂</p>



<p class="wp-block-paragraph">@tarihlibilim</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="bri0jy4OkA"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/uzayda-neden-deney-yapiyoruz/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Uzayda Neden Deney Yapıyoruz?</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Uzayda Neden Deney Yapıyoruz?&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/uzayda-neden-deney-yapiyoruz/embed/#?secret=SMGDNtl8jD#?secret=bri0jy4OkA" data-secret="bri0jy4OkA" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="N52tjaAc6H"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/johannes-kepler/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Johannes Kepler</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Johannes Kepler&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/johannes-kepler/embed/#?secret=QO1FRSvXrn#?secret=N52tjaAc6H" data-secret="N52tjaAc6H" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="HIzn66Yz9y"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kuantum Mekaniği</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Kuantum Mekaniği&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/embed/#?secret=4W3Rmra80k#?secret=HIzn66Yz9y" data-secret="HIzn66Yz9y" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="Izuyv8lW0i"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuiper-kusaginda-yeni-bir-uydu/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kuiper Kuşağı’nda Yeni Bir Uydu</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Kuiper Kuşağı’nda Yeni Bir Uydu&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kuiper-kusaginda-yeni-bir-uydu/embed/#?secret=jm7dQ7IvRH#?secret=Izuyv8lW0i" data-secret="Izuyv8lW0i" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Evren Genişliyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görelilik Teorisi</title>
		<link>https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/</link>
					<comments>https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat AGAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2024 15:40:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih ve Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[E=mc²]]></category>
		<category><![CDATA[Edwin Hubble]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrodinamiğin Hareketli Cisimler Üzerindeki Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Görelilik teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Görelilik Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hubble Uzay Teleskobu]]></category>
		<category><![CDATA[İSS]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Koleksiyonluk Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum Mekaniği]]></category>
		<category><![CDATA[LIGO dedektörleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Görelilik Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihli Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teknolojik Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Uzay İstasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay zaman ve kütleçekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tarihlibilim.com/?p=9799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görelilik Teorisi, 20. yüzyılın başlarında fizik dünyasında devrim yaratan ve zamanla modern fiziğin temel taşlarından biri haline gelen bir teoridir. Bu teorinin kökenleri, Galileo Galilei'nin 17. yüzyılda yaptığı gözlemler ve Isaac Newton'ın hareket yasaları ile başlar. Ancak, Görelilik Teorisi'nin asıl doğuşu ve gelişimi Albert Einstein tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Görelilik Teorisi</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Görelilik Teorisi, 20. yüzyılın başlarında fizik dünyasında devrim yaratan ve zamanla modern fiziğin temel taşlarından biri haline gelen bir teoridir. Bu teorinin kökenleri, Galileo Galilei&#8217;nin 17. yüzyılda yaptığı gözlemler ve Isaac Newton&#8217;ın hareket yasaları ile başlar. Ancak, Görelilik Teorisi&#8217;nin asıl doğuşu ve gelişimi Albert Einstein tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görelilik Teorisi, 20. yüzyılın başlarında fizik dünyasında devrim yarattı. Zamanla modern fiziğin temel taşlarından biri haline geldi. Bu teorinin kökenlerini Galileo Galilei, 17. yüzyılda yaptığı gözlemlerle attı. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/galileo-galilei/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Galileo</a>, gök cisimlerinin hareketlerini inceleyerek, evrensel hareket yasalarını formüle etti. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/isaac-newton/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Isaac Newton</a> ise, 1687 yılında yayınladığı &#8220;<strong><em>Principia Mathematica</em></strong>&#8221; adlı eserinde, hareket ve kütleçekim yasalarını tanımlayarak bu temeli daha da sağlamlaştırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, Görelilik Teorisi&#8217;nin asıl doğuşu ve gelişimini Albert Einstein gerçekleştirdi. Einstein, 1905 yılında yayımladığı makalesiyle <strong><em>Özel Görelilik Teorisi</em></strong>&#8216;ni ortaya koydu. Bu teoride, ışık hızının tüm gözlemciler için sabit olduğunu ve fizik yasalarının tüm eylemsiz referans çerçevelerinde aynı olduğunu savundu. Einstein, bu radikal fikirleri ile zaman ve mekanın mutlak değil, göreli olduğunu gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1915 yılında, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Einstein</a>, kütleçekim kuvvetini uzay-zamanın eğriliği olarak tanımladığı Genel Görelilik Teorisi&#8217;ni tamamladı. Bu teori, büyük kütleli cisimlerin uzay-zamanı bükerek, diğer cisimlerin hareketini nasıl etkilediğini açıklar. Einstein, bu teorileri ile fizik dünyasında yeni bir çağ başlattı. Daha sonra bilimin birçok alanında devrim yarattı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-albert-einstein-ve-gorelilik-teorisi">Albert Einstein ve Görelilik Teorisi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Görelilik Teorisi, iki ana bileşenden oluşur: Özel Görelilik Teorisi ve Genel Görelilik Teorisi.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-ozel-gorelilik-teorisi-1905">Özel Görelilik Teorisi (1905)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Albert Einstein, <strong>1905 </strong>yılında yayımladığı &#8220;<em><strong>Elektrodinamiğin Hareketli Cisimler Üzerindeki Etkisi</strong></em>&#8221; başlıklı makalesiyle Özel Görelilik Teorisi&#8217;ni tanıttı. Einstein, bu makalede, ışık hızının tüm gözlemciler için sabit olduğunu belirtti. Ayrıca fizik yasalarının tüm eylemsiz referans çerçevelerinde aynı olduğunu savundu. Bu çığır açan teori, zaman ve mekânın mutlak değil, göreli olduğunu ortaya koydu. Örneğin, iki gözlemci farklı hızlarla hareket ettiklerinde, zaman onlar için farklı hızlarda akabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Einstein, bu teori ile <strong>E=mc²</strong> formülünü de tanıttı. Bu formül, kütle ve enerjinin birbirine dönüştürülebileceğini gösterdi ve enerji-madde ilişkisini anlamada devrim yarattı. Bu çalışması, <strong>Max Planck</strong> ve <strong>Hendrik Lorentz</strong> gibi dönemin önde gelen fizikçileri tarafından ilgi gördü. Sadece ilgi görmedi ayrıca desteklendi. Planck, Einstein&#8217;ın fikirlerini savundu ve onunla birlikte çalıştı. Bu çalışmalar, <strong><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">kuantum mekaniği</a></strong> ile görelilik teorisinin entegrasyonuna katkıda bulundu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img decoding="async" width="686" height="226" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggoEkran-Alintisi.jpg" alt="" class="wp-image-9820" style="width:726px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggoEkran-Alintisi.jpg 686w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggoEkran-Alintisi-300x99.jpg 300w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggoEkran-Alintisi-585x193.jpg 585w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /><figcaption class="wp-element-caption">Görelilik Teorisi &#8211; Özel Görelilik Teorisi</figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading" id="h-genel-gorelilik-teorisi-1915">Genel Görelilik Teorisi (1915)</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1915 </strong>yılında, Albert Einstein, kütleçekim kuvvetini yeni bir bakış açısıyla ele alarak Genel Görelilik Teorisi&#8217;ni tamamladı. Bu teori, kütleçekimi uzay-zamanın eğriliği olarak tanımlar. Einstein, büyük kütleli cisimlerin, uzay-zaman dokusunu bükerek, diğer cisimlerin hareketini nasıl etkilediğini açıkladı. Bu teoriyi test etmek amacıyla, İngiliz astrofizikçi <strong>Arthur Eddington</strong>, 1919&#8217;daki güneş tutulması sırasında Einstein&#8217;ın öngördüğü ışık sapmasını gözlemledi. Eddington&#8217;ın gözlemleri, Einstein&#8217;ın teorisini doğruladı ve bu buluş, Einstein&#8217;ın dünya çapında tanınmasına yol açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Görelilik Teorisi, ayrıca, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">kara delikler</a> ve <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">evrenin genişlemesi</a> gibi kozmolojik olayları açıklamada büyük bir rol oynadı. <strong>Edwin Hubble</strong>, 1920&#8217;lerde yaptığı gözlemlerle evrenin genişlemekte olduğunu keşfetti. Bu buluş, genel görelilik teorisinin önemli öngörülerinden birini doğruladı. Günümüzde, bu teori, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuresel-konumlama-sistemi-gps/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">GPS </a>teknolojisi gibi günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan uygulamalarda bile kullanılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Einstein&#8217;ın Görelilik Teorisi, bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı ve fizikçilerin evreni anlama biçimini kökten değiştirdi. Bu teoriler, modern fiziğin temellerini oluşturdu. Bilim insanlarının <em>uzay</em>, <em>zaman </em>ve <em>kütleçekim </em>hakkında daha derin bir anlayış geliştirmesine olanak sağladı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="621" height="241" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggorEkran-Alintisi.jpg" alt="" class="wp-image-9823" style="width:727px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggorEkran-Alintisi.jpg 621w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggorEkran-Alintisi-300x116.jpg 300w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/06/ggorEkran-Alintisi-585x227.jpg 585w" sizes="(max-width: 621px) 100vw, 621px" /></figure>
</div>


<h2 class="wp-block-heading" id="h-bilim-insanlarinin-gorusleri">Bilim İnsanlarının Görüşleri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Görelilik Teorisi, bilim dünyasında geniş yankı uyandırmış ve birçok bilim insanı tarafından incelenmiştir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Max Planck</strong>, Einstein&#8217;ın teorilerini destekleyen ilk fizikçilerden biriydi. Bu teorilerin modern fiziğin temelini oluşturduğunu belirtti.</li>



<li><strong>Arthur Eddington</strong>, 1919&#8217;da gerçekleşen güneş tutulması sırasında yaptığı gözlemlerle genel görelilik teorisinin öngördüğü ışık sapmalarını doğruladı. Bu gözlem, Einstein&#8217;ın teorisinin geniş kabul görmesinde önemli bir rol oynadı.</li>



<li><strong>Niels Bohr</strong> ve <strong>Werner Heisenberg</strong> gibi kuantum fiziğinin öncüleri, görelilik teorisinin kuantum mekaniği ile olan ilişkisini araştırmıştır. Bu iki teorinin birleşimi üzerine çalışmalarda bulunmuşlardır.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-gunumuzde-gorelilik-teorisi">Günümüzde Görelilik Teorisi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde Görelilik Teorisi hem teorik hem de pratik anlamda geniş bir kullanım alanına sahiptir. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuresel-konumlama-sistemi-gps/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">GPS </a>teknolojisi, genel görelilik teorisinin öngördüğü zaman genişlemesi etkisini dikkate alarak çalışır. GPS uyduları, yer yüzeyine göre yüksek hızlarda hareket ettikleri için zamanları farklı akar. Eğer Einstein&#8217;ın teorileri hesaba katılmasa, GPS sistemi büyük hatalar yapardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Astrofizik </em>ve <em>kozmoloji </em>alanlarında da Görelilik Teorisi önemli bir rol oynar. Bilim insanları, kara delikler ve evrenin genişlemesi gibi fenomenleri genel görelilik teorisi ile açıklar. <strong>2015 </strong>yılında, <strong>LIGO dedektörleri</strong> ilk kez kütleçekim dalgalarını tespit etti. Bu dalgaların varlığı, Einstein&#8217;ın yüz yıl önce öngördüğü gibi, iki kara deliğin birleşmesi sonucu oluştu. Bu keşif, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/nobel-odulleri/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Nobel Fizik Ödülü</a> ile taçlandırıldı. Genel görelilik teorisinin geçerliliğini bir kez daha kanıtladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Görelilik Teorisi, ayrıca, kozmoloji alanında da büyük katkılar sağlar. Edwin Hubble, 1920&#8217;lerde yaptığı gözlemlerle evrenin genişlediğini keşfetti. Bu buluş, genel görelilik teorisinin önemli bir öngörüsünü doğruladı ve evrenin dinamik bir yapıda olduğunu gösterdi. Günümüzde, Hubble Teleskobu ve diğer gelişmiş gözlemevleri, evrenin genişlemesini ve karanlık enerji gibi gizemli fenomenleri incelemek için genel görelilik teorisinden yararlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teorinin pratiğe dönük bir diğer uygulaması ise uydulardır. <em>Uluslararası Uzay İstasyonu</em>&#8216;nda (<strong>ISS</strong>) ve diğer uydularda yapılan deneyler, genel görelilik teorisinin mikro yerçekimi ortamlarında nasıl işlediğini araştırır. Bu deneyler, teorinin evrensel geçerliliğini test eder ve uzay araştırmalarında önemli bilgiler sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görelilik Teorisi, modern bilimin birçok alanında temel bir rol oynar. Albert Einstein&#8217;ın bu devrim niteliğindeki teorisi, fizikçilerin evreni anlama biçimini kökten değiştirdi ve hem teorik hem de pratik uygulamalarla günlük hayatımıza entegre oldu. Bu teori, evrenin en büyük sırlarını çözmede hala kilit bir araç olarak kullanılmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">@tarihlibilim</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="138KFOGet7"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Einstein: Dünya Biliminin Dâhisi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Einstein: Dünya Biliminin Dâhisi&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/embed/#?secret=L5UZL9wHj2#?secret=138KFOGet7" data-secret="138KFOGet7" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="GYtL4aZlKs"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Evren Genişliyor mu?</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Evren Genişliyor mu?&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/evren-genisliyor-mu/embed/#?secret=yULgL03MN0#?secret=GYtL4aZlKs" data-secret="GYtL4aZlKs" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="9PnerWNDNH"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/galileo-galilei/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Galileo Galilei</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Galileo Galilei&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/galileo-galilei/embed/#?secret=d8n1X0A58C#?secret=9PnerWNDNH" data-secret="9PnerWNDNH" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="E9kus5pRki"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/isaac-newton/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Isaac Newton</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Isaac Newton&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/isaac-newton/embed/#?secret=ZPlwVpTgXJ#?secret=E9kus5pRki" data-secret="E9kus5pRki" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="RL9E5AjM68"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kara Delikler</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Kara Delikler&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/embed/#?secret=kpaKPCtRjT#?secret=RL9E5AjM68" data-secret="RL9E5AjM68" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="ECLpMoHqDo"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuresel-konumlama-sistemi-gps/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Küresel Konumlama Sistemi; GPS</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Küresel Konumlama Sistemi; GPS&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kuresel-konumlama-sistemi-gps/embed/#?secret=j9nvEjE8Gl#?secret=ECLpMoHqDo" data-secret="ECLpMoHqDo" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="Yhd2mB0lof"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kuantum Mekaniği</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Kuantum Mekaniği&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/embed/#?secret=p5FWly0myu#?secret=Yhd2mB0lof" data-secret="Yhd2mB0lof" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Görelilik Teorisi</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kara Delikler</title>
		<link>https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/</link>
					<comments>https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat AGAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Apr 2024 10:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşif ve İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ergosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Görelilik teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hawking radyasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Delikler]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Nobel Fizik Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[Oppenheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Hawking]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihli Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teknolojik Gelişmeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tarihlibilim.com/?p=2328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kara Delikler Evet, ilk keşfi ne zaman olmuştur? Bize ne anlatır? Ne biliyoruz? Ne kadar biliyoruz? Bugün bunları sizler için derleyerek sunmak istiyoruz. Yine önce tarihte bilimsel bir seyahat yapmak istiyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kara Delikler</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph" id="foo">Kara Delikler Evet, ilk keşfi ne zaman olmuştur? Bize ne anlatır? Ne biliyoruz? Ne kadar biliyoruz? Bugün bunları sizler için derleyerek sunmak istiyoruz. Yine önce tarihte bilimsel bir seyahat yapmak istiyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="9e49c">Kara Delik Tarihi</h2>



<p class="wp-block-paragraph" id="4qj1h">Işığın dahi kaçamayacağı çok ama çok büyük bir cisim fikri ilk olarak <strong>1784</strong> yılında İngiliz Din Adamı ve Astronominin öncüsü <strong>John Michell</strong> tarafından yazılmış bir mektupta bahsedilmiştir. Michell&#8217;in hesaplamaları, böyle devasa bir cismin Güneş ile benzer bir yoğunluğa sahip olabileceğini varsayıyordu ve şu sonuca varıyordu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="225" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/image-16.png" alt="" class="wp-image-6028" style="width:202px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/image-16.png 225w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/image-16-150x150.png 150w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>John Michell</strong> &#8211; Kara Delikler</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph" id="gc2h">Böyle bir yıldızın çapı, Güneşin çapını 500 kat aştığında ve yüzey kaçış hızı olağan ışık hızını aştığında oluşacaktı. Michell bu cisimleri karanlık yıldızlar olarak isimlendirmişti. Bu kadar büyük ama ışık saçmayan karanlık cisimler çevresindeki görünür cisimler üzerindeki yer çekimi etkileriyle tespit edilebileceğini doğru bir şekilde kaydetti. Dev ama görünmeyen &#8216;karanlık yıldızların&#8217; açık bir şekilde saklanıyor olabileceği önerisiyle başlangıçta zamanın bilim insanları heyecanlandılar</p>



<p class="wp-block-paragraph" id="8qc73">Ancak, ışığın dalgalı doğasıyla ilgili coşku, 19.yüzyılın başlarında azalmıştı. Bir parçacık yerine, dalganın yerçekimi üzerindeki etkisi tartışmalı bir konu haline geldi. Modern fizik, Michell&#8217;in süper mega kütleli bir dev yıldızın yüzeyinden doğrudan ateş eden, ancak yıldızın yerçekimi tarafından yavaşlatılan, durdurulan ve daha sonra yıldızın yüzeyine serbest düşen bir ışık ışını fikrini geçersiz kılmaktadır. Buradan genel göreliliğe geçerek bahsetmek isteriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="3oasu">Genel Görelilik</h3>



<p class="wp-block-paragraph" id="fphl8"><strong>1915 </strong>yılında <strong><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Albert Einstein</a></strong>, ışığın hareketini yerçekimi tarafından nasıl etkilendiğini göstererek <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Genel Görelilik teorisini</a> bilim dünyasına sundu. Aynı yıl içinde <strong>Karl Schwarzschild</strong>, bu teorideki alan denklemlerine nokta kütlenin ve küresel bir kütlenin yerçekimi alanlarını tanımlayarak ek bir katkı yaptı. Birkaç ay sonra, <strong>Johannes Droste</strong> ise bağımsız olarak nokta kütlenin için aynı çözümü sundu ve özellikleri hakkında daha kapsamlı bir yazı yazdı. Einstein denklemlerindeki bazı terimlerin sonsuz olduğu anlamına gelen özel bir davranış vardı. Kara deliğin doğası tam olarak anlaşılamamıştı, ancak <strong>1924 </strong>yılında <strong>Arthur Eddington</strong>, koordinat değişikliği ile tekilliğin ortadan kalktığını kanıtladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph" id="3mggs">Bununla birlikte <strong>Arthur Eddington</strong>, 1926 tarihli bir kitabında kütlesi Schwarzschild yarıçapına sıkıştırılmış bir yıldız olasılığı hakkında yorum yaptı ve Einstein&#8217;ın teorisinin <em>Betelgeuse</em> gibi görünür yıldızlar için aşırı büyük yoğunlukları göz ardı etmemize izin verdiğine dikkat çekti, çünkü &#8220;250 milyon km yarıçaplı bir yıldız, Güneş kadar yoğun olması mümkün değildir. Birincisi, yerçekimi kuvveti o kadar büyük olurdu ki, ışık ondan kaçamaz, ışınlar bir taş gibi yıldıza geri dönerdi. İkincisi, kırmızıya kayma tayf çizgilerinin sayısı o kadar büyük olurdu ki, tayf yok olur. Üçüncüsü, kütle uzay-zaman metriğinin o kadar çok eğriliğini üretirdi ki, uzay yıldızın çevresine kapanıp bizi dışarıda bırakırdı (yani hiçbir yerde).</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-1930-lar">1930&#8217;lar</h3>



<p class="wp-block-paragraph" id="6675j">1931&#8217;de <strong>Subrahmanyan Chandrasekhar</strong>, özel görelilik kullanarak, belirli bir sınır kütlenin (şimdi Chandrasekhar limiti olarak adlandırılan 1.4 M ☉) üzerinde dönmeyen elektron dejenere madde gövdesinin kararlı bir çözümü olmadığını hesapladı. Argümanlarına, henüz bilinmeyen bir mekanizmanın çöküşü durduracağını savunan çağdaşları <em>Eddington </em>ve <em>Lev Landau</em> gibi çoğu karşı çıktı. Kısmen haklıydılar: Chandrasekhar sınırından biraz daha büyük bir beyaz cüce, kendisi kararlı olan bir nötron yıldızına çökecekti. Ancak <strong>1939</strong>&#8216;da <strong><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/atomun-babasi-oppenheimer/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Robert Oppenheimer</a></strong> ve diğerleri, nötron yıldızlarının Chandrasekhar tarafından sunulan nedenlerle daha da çökeceğini öngördüler ve hiçbir fizik yasasının araya girmeyeceği ve en azından bazı yıldızların çökmesini engelleyemediği sonucuna vardılar. Kara delikler. <em>Pauli dışlama ilkesine</em> dayanan orijinal hesaplamaları, kütlenin 0.7 M ☉ olduğunu gösterdi; kuvvetli kuvvetin aracılık ettiği nötron-nötron itmesinin ardından tahmin, yaklaşık 1.5 M ☉ ila 3.0 M ☉&#8217;ye yükseldi. Nötron yıldızı birleşmelerinin gözlemleri, GW170817 olayında kısa bir süre sonra bir kara delik oluşturduğu düşünülen TOV sınır tahminini yaklaşık 2.17 M ☉ olarak rafine etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph" id="7jd8e">Oppenheimer ve diğer yazarlar, Schwarzschild yarıçapında meydana gelen tekilliği, zamanın durduğu bir sınır olarak yorumladılar. Bu, dış gözlemciler için geçerli bir perspektif olsa da içeridekiler için geçerli değildir. Bu özellik nedeniyle, çöken yıldızlara &#8220;donmuş yıldızlar&#8221; deniyordu, çünkü dışarıdan bir gözlemci, çöküşün onu Schwarzschild yarıçapına kadar getirdiği anda yıldızın yüzeyini zamanda donmuş olarak algılayacaktı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="715" height="327" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/karadelikEkran-Alintisi.jpg" alt="" class="wp-image-6032" style="width:761px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/karadelikEkran-Alintisi.jpg 715w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/karadelikEkran-Alintisi-300x137.jpg 300w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/karadelikEkran-Alintisi-585x268.jpg 585w" sizes="(max-width: 715px) 100vw, 715px" /><figcaption class="wp-element-caption">Kara Delikler</figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading" id="h-altin-cag"><strong>Altın Çağ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1958</strong>&#8216;de <strong>David Finkelstein</strong>, Schwarzschild yüzeyini bir olay ufku olarak tanımlayarak, &#8220;mükemmel bir tek yönlü zar: nedensel etkiler onu sadece bir yönde geçebilir&#8221; dedi. Bu, Oppenheimer&#8217;ın sonuçlarıyla kesin olarak çelişmiyordu, ancak onları, düşen gözlemcilerin bakış açısını içerecek şekilde genişletti. Finkelstein&#8217;ın çözümü, kara deliğe düşen gözlemcilerin geleceği için Schwarzschild çözümünü genişletti. Bu genişletme daha sonra <strong>Martin Kruskal</strong> tarafından tam bir uzantı olarak bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sonuçlar, genel görelilik ve kara deliklerin ana araştırma konuları haline geldiği genel göreliliğin altın çağının başlangıcında geldi. Bu sürece, <strong>1967</strong>&#8216;de <strong>Jocelyn Bell Burnell</strong> tarafından keşfedilen ve <strong>1969</strong>&#8216;da hızla dönen nötron yıldızları olduğu gösterilen pulsarların keşfi yardımcı oldu. O zamana kadar, kara delikler gibi nötron yıldızları sadece teorik meraklar olarak görülüyordu; ancak pulsarların keşfi, fiziksel uygunluklarını gösterdi ve yerçekimi çöküşü ile oluşturulabilecek her tür kompakt nesneye daha fazla ilgi gösterilmesini sağladı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="632" height="405" src="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/shbholeEkran-Alintisi.jpg" alt="" class="wp-image-6056" style="width:421px;height:auto" srcset="https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/shbholeEkran-Alintisi.jpg 632w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/shbholeEkran-Alintisi-300x192.jpg 300w, https://www.tarihlibilim.com/wp-content/uploads/2024/03/shbholeEkran-Alintisi-585x375.jpg 585w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Stephen Hawkin</strong>g ve Kara Delikler</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bu dönemde daha genel karadelik çözümleri de bulundu. <strong>1963 </strong>yılında <strong>Roy Kerr</strong> dönen bir kara delik için kesin çözümü buldu. İki yıl sonra, <strong>Ezra Newman</strong> hem dönen hem de elektrik yüklü bir kara delik için eksenel simetrik çözümü buldu. David Robinson&#8217;ın çalışmaları sayesinde, durağan bir kara delik çözümünün tamamen üç parametre ile tanımlandığını belirten saçsızlık teoremi ortaya çıktı: <em>Kerr-Newman metriği</em>, <em>kütle</em>, <em>açısal momentum</em> ve <em><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/elektrik-ve-manyetizma/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">elektrik </a>yükü</em> ile tanımlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk başta, karadelik çözümlerinin tuhaf özelliklerinin, dayatılan simetri koşullarından kaynaklanan patolojik eserler olduğundan ve tekilliklerin genel durumlarda görünmeyeceğinden şüphelenildi. Bu görüş özellikle jenerik çözümlerde hiçbir tekilliğin görünmediğini kanıtlamaya çalışan <strong>Vladimir Belinsky, Isaak Khalatnikov</strong> ve <strong>Evgeny Lifshitz</strong> tarafından savunuldu.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-hawking-ve-sonrasi"><strong>Hawking ve sonrası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, <strong>1960</strong>&#8216;ların sonlarında <strong>Roger Penrose</strong> ve <strong>Stephen Hawking</strong>, tekilliklerin genel olarak göründüğünü kanıtlamak için küresel teknikler kullandılar. Bu çalışma için Penrose, 2020 <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/nobel-odulleri/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Nobel Fizik Ödülü</a>&#8216;nün yarısını aldı ve Hawking 2018&#8217;de vefat etti. 1970&#8217;lerin başında Greenwich ve Toronto&#8217;daki gözlemlere dayanarak, 1964&#8217;te keşfedilen bir galaktik X-ışını kaynağı olan Cygnus X-1, kara delik olarak kabul edilen ilk astronomik nesne oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph" id="c8sh4"><strong>1970</strong>&#8216;lerin başında, <strong>James Bardeen</strong>, <strong>Jacob Bekenstein</strong>, Carter ve Hawking&#8217;in çalışmaları, kara delik termodinamiğinin formüle edilmesine yol açtı. Bu yasalar, bir kara deliğin davranışını kütle ile enerji, alan ile entropi ve yüzey yerçekimi ile sıcaklık arasında ilişki kurarak, termodinamik yasalarına yakın bir benzerlik içinde tanımlar. Analoji, 1974&#8217;te Hawking&#8217;in, kuantum alan teorisinin kara deliklerin karadeliğin yüzey yerçekimi ile orantılı bir sıcaklığa sahip bir kara cisim gibi yayılması gerektiğini ima ettiğini gösterdiğinde tamamlandı. Bu, <strong>Hawking radyasyonu</strong> olarak bilinir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="h-etimoloji"><strong>Etimoloji</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">John Michell, &#8220;karanlık yıldız&#8221; terimini ilk kullanan kişiydi ve 20. yüzyılın başlarında fizikçiler genellikle &#8220;yerçekimi ile çökmüş nesne&#8221; terimini kullanıyorlardı. Bilim yazarı Marcia Bartusiak&#8217;a göre, &#8220;kara delik&#8221; terimi, 1960&#8217;ların başında fenomeni tanımlamak için Kalküta&#8217;nın Kara Deliği adı verilen, insanların içine girdiği ancak hiçbir zaman canlı olarak çıkmadığı bir hapishane olarak nitelendirilen yerden ilham alarak, fizikçi Robert H. Dicke&#8217;e dayandırılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Kara delik&#8221; terimi, ilk kez <strong>1963 </strong>yılında <em><strong>Life and Science News</strong></em> dergilerinde basılı olarak kullanıldı ve bilim gazetecisi Ann Ewing&#8217;in 18 Ocak 1964 tarihli &#8220;Kara Delikler&#8221; adlı makalesinde yer aldı. American Association for the Advancement of Science&#8217;ın Cleveland, Ohio&#8217;da düzenlediği bir toplantıda duyuruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aralık <strong>1967</strong>&#8216;de, bir öğrencinin John Wheeler&#8217;ın bir dersinde &#8220;kara delik&#8221; ifadesini önerdiği bildirildi. Wheeler, terimin kısalığı ve <em>&#8220;reklam değeri&#8221;</em> için onu benimsedi ve hızla yaygınlaştı, bu da bazı insanların bu ifadeyi türetme konusunda Wheeler&#8217;a güvenmesine yol açtı.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="a7l20">Özellikler ve yapı</h2>



<p class="wp-block-paragraph" id="bmp36"><em>Saçsızlık teoremi</em>, bir kara deliğin oluşumundan sonra kararlı bir duruma ulaştığında, sadece üç bağımsız fiziksel özelliğe sahip olduğunu öne sürer: kütle, elektrik yükü ve açısal momentum. Aksi halde, kara delik özelliğe sahip değildir. Bu önerme doğruysa, aynı özelliklere veya parametrelere sahip herhangi iki kara delik birbirinden ayırt edilemez. Gerçek kara delikler için bu önermenin ne kadar doğru olduğu, modern fizik yasalarına göre hala çözülmemiş bir sorundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu özellikler özel olduğundan, bir kara deliğin dışından gözlemlenebilirler. Örneğin, yüklü bir kara delik, diğer yüklü nesneler gibi benzer yükleri iter. Benzer şekilde, kara deliği içeren bir kürenin içindeki toplam kütlesi, kara delikten çok uzakta bulunabilir, Gauss yasasının yerçekimi analoğu olan ADM kütlesi aracılığıyla hesaplanabilir. Aynı şekilde, açısal momentum (dönüş), Lense-Thirring etkisi gibi etkiler aracılığıyla çok uzaktan ölçülebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir nesne bir kara deliğe düştüğünde, nesnenin şekli veya yük dağılımı hakkında herhangi bir bilgi, kara deliğin ufku boyunca eşit olarak dağılır ve dış gözlemciler tarafından kaybolur. Bu durumda, ufuk davranışı, enerji tüketen bir sistem gibi davranır; bu, sürtünme ve elektrik direncine sahip esnek bir zar gibi davranır. Bu zar paradigması, zamanla tersine dönmez. Çünkü diğer alan teorileri gibi <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/mikroskop-kesfi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">mikroskobik </a>düzeyde herhangi bir sürtünme veya direnç göstermez, örneğin <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/michael-faraday/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">elektromanyetizma</a>. Kara delik, sadece üç parametre ile kararlı bir duruma ulaştığı için, başlangıç koşulları hakkında bilgi kaybetmekten kaçınılamaz: Kara deliğin yerçekimi ve elektrik alanları, içeri girenler hakkında çok az bilgi sağlar. Kaybolan bilgi, kara delik ufkundan çok uzakta ölçülemeyen herhangi bir miktarı içerir, örneğin toplam baryon sayısı ve lepton sayısı gibi yaklaşık olarak korunan kuantum sayıları. Bu davranış o kadar şaşırtıcıdır ki, bu fenomen kara delik bilgi kaybı paradoksu olarak adlandırılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="8b7k2"><strong>Fiziksel özellikler</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">En basit statik kara delikler sadece kütleye sahiptir; elektrik yükü veya açısal momentumları yoktur. Bu tür kara delikler genellikle 1916&#8217;da Karl Schwarzschild tarafından keşfedildiği için Schwarzschild kara delikleri olarak adlandırılır. Birkhoff&#8217;un teoremine göre, küresel olarak simetrik olan tek vakum çözümüdür. Bu, bir kara deliğin yerçekimi alanının, aynı kütledeki başka herhangi bir küresel nesnenin yerçekimi alanından farklı olmadığı anlamına gelir. <em>&#8220;Her şeyi yutan&#8221;</em> kara deliklerin popüler algısı sadece bir kara deliğin yakınında geçerlidir; uzakta, dış yerçekimi alanı, aynı kütledeki diğer cisimlerin yerçekimi alanıyla aynıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha genel kara delikleri tanımlayan çözümler de bulunmaktadır. Dönmeyen yüklü kara delikler için Reissner-Nordström metriği kullanılırken, dönen kara delikleri tanımlamak için Kerr metriği kullanılır. Bilinen en genel duran kara delik çözümü, hem yük hem de açısal momentuma sahip kara delikleri tanımlayan Kerr-Newman metriğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kara deliğin kütlesi herhangi bir pozitif değer alabilirken, yük ve açısal momentum kütleyle sınırlıdır. Toplam elektrik yükü Q ve toplam açısal momentum J için, M kütleli bir kara delik için bu eşitsizliği sağlayan en küçük kütleye &#8220;ekstremum&#8221; kara delik denir. <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Einstein&#8217;ın </a>denklemlerinin bu eşitsizliği bozan çözümleri var ama bir olay ufku yok. Bu çözümler, dışarıdan gözlemlenebilen ve dolayısıyla fiziksel olarak kabul edilmeyen çıplak tekilliklere sahiptir. Kozmik sansür hipotezi, gerçekçi maddenin kütleçekimsel çöküşüyle oluşan bu tür tekilliklerin oluşumunu engeller. Bu hipotez, sayısal simülasyonlarla desteklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektromanyetik kuvvetin nispeten büyük gücü nedeniyle, yıldızların çöküşünden oluşan kara deliklerin, yıldızın neredeyse nötr yükünü tutması beklenir. Ancak, rotasyonun, kompakt astrofiziksel nesnelerin evrensel bir özelliği olduğu düşünülmektedir. Kara delik adayı ikili X-ışını kaynağı GRS 1915+105, izin verilen maksimum değere yakın bir açısal momentuma sahip görünmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="5lshq"><strong>Olay ufku</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kara deliklerin çevresinde, bir parçacık herhangi bir yöne hareket edebilir, ama bu hareket ışık hızıyla sınırlıdır. Kara deliğe yaklaştıkça, uzay-zaman deforme olur. Olay ufkusu içinde, bütün yollar parçacığı kara deliğin merkezine yönlendirir, kaçış imkansızdır. Olay ufkusu, kara deliğin kütlesi etrafında madde ve ışığın geçebileceği sınırı belirler. Genel görelilik teorisine göre, kütlenin varlığı uzay-zamanı bükerek parçacıkların izlediği yolları kütleye doğru eğilimli hale getirir. Uzak bir gözlemci için, kara deliğe yakın saatler daha yavaş çalışır, bu kütleçekimsel zaman genişlemesi olarak adlandırılır. Kara deliğe düşen gözlemci, olay ufkusunu geçtikten sonra bu etkileri hissetmez. Dengedeki kara deliklerin olay ufkusu genellikle küreseldir, dönen kara delikler için ise düzleştirilmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="5pu43"><strong>Tekillik</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kara deliklerin merkezinde, yerçekimi tekilliği olarak adlandırılan bir bölge bulunur. Bu bölge, uzay-zamanın sonsuzca eğrildiği bir nokta veya dönen bir kara delikte halka biçiminde uzanabilir. Her iki durumda da, bu bölge sonsuz yoğunluğa sahiptir ve kara deliğin tüm kütlesini içerir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Schwarzschild</strong> kara deliklerine düşen gözlemciler, olay ufkunu geçtiklerinde tekilliğe doğru çekilirler. Hızlanarak inişlerini yavaşlatabilirler, ancak bu sınırlı bir ölçüde mümkündür. Tekilliğe ulaştıklarında sonsuz yoğunluğa ezilirler ve kara deliğin kütlesine eklenirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüklü veya dönen bir kara delikte, tekilliği aşmak teorik olarak mümkündür. Bu durumlar, kara deliğin bir solucan deliği gibi davrandığı farklı bir uzay-zaman yapısı sağlayabilir. Ancak pratikte birçok zorlukla karşılaşır ve başka bir evrene seyahat etme olasılığı sadece teorik bir düşüncedir. Ayrıca, bu tür kara deliklerin varlığı, nedensellikle ilgili sorunlara yol açabilecek kapalı zaman eğrilerini içerebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel görelilikteki tekillikler, teorinin sınırlarını gösterir. Ancak bu sınırlar, kuantum etkilerinin devreye girmesi gereken durumlarda ortaya çıkar. Şu ana kadar, kuantum ve yerçekimi etkilerini birleştiren bir teori formüle edilememiştir ve böyle bir teorinin tekillikler içermemesi beklenir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="fc3h5"><strong>Foton küresi</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kara deliğin görsel yapısını açıklayan bir infografik, kara deliğin gölgesini çevreleyen foton küresini gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Foton küresi, kara deliğin etrafında dairesel bir yörüngede hareket eden fotonların sınırlı bir alanda toplanacağı bir alanı ifade eder. Bu yörüngeler dinamik olarak kararsızdır ve herhangi bir bozulma zamanla büyüyen bir belirsizlik yaratabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Işık, foton küresini aşabilirken, foton küresini geçen herhangi bir ışık kara delik tarafından yakalanacaktır. Bu nedenle, foton küresinin dışına ulaşan ışık, olay ufkunu aşarak dışarı yayılan nesnelerden kaynaklanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir Kerr kara deliği için foton küresinin ölçüsü, kara deliğin dönüş parametresine ve prograd veya retrograd foton yörüngesine bağlıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="8dmac"><strong>Ergosfer</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ergosfer, kara deliğin olay ufkunun dışında, hareketsiz kalmak mümkün olmayan bir bölgedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dönen kara delikler, ergosfer adı verilen, nesnelerin hareketsiz kalamayacağı bir uzay-zaman bölgesiyle çevrilidir. Bu, çerçeve sürükleme adı verilen bir fenomendir. Genel görelilik, dönen herhangi bir kütlenin çevresindeki uzay-zamanı hafifçe &#8220;sürükleyeceğini&#8221; öngörür. Bu etki, dönen bir kara deliğin yakınında o kadar güçlüdür ki, bir nesnenin hareketsiz kalabilmesi için ters yönde ışık hızından daha hızlı hareket etmesi gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kara deliğin ergosferi, kara deliğin olay ufkunun dışında bulunan, ancak ekvator çevresinde daha büyük bir mesafede yer alan ergoyüzey tarafından sınırlanan bir hacimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nesneler ve radyasyon genellikle ergosferden kaçabilir. Penrose süreci, ergosferden geçen nesnelerin daha fazla enerjiyle çıkabileceği bir süreçtir. Bu ek enerji, kara deliğin dönme enerjisinden gelir ve böylece kara deliğin dönüşü yavaşlar. Güçlü manyetik alanların varlığında, Penrose sürecinin bir varyasyonu olan Blandford-Znajek süreci, kuasarlar ve diğer aktif galaktik çekirdeklerin büyük parlaklığı ve göreceli jetleri için potansiyel bir mekanizma olarak kabul edilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="1joov"><strong>En içteki kararlı dairesel yörünge (ISCO)</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph" id="6vmhb">Newton&#8217;un yerçekimi teorisine göre, test parçacıklar herhangi bir mesafede merkezi bir nesneden kararlı bir yörüngeye sahip olabilirler. Ancak, genel görelilikte durum farklıdır. En içte kararlı bir dairesel yörünge bulunur, genellikle ISCO olarak adlandırılır. Bu yörüngenin içinde herhangi bir sonsuz küçük düzensizlik kara deliğe inspirasyona yol açar. ISCO&#8217;nun konumu kara deliğin dönüşüne bağlıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="3u42m">Oluşum ve evrim</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir nesnenin iç basıncının, yerçekimi etkisiyle karşı konulamayacak kadar zayıf olduğu durumlarda meydana gelir. Yıldızlar için bu genellikle, ya yıldızın içindeki nükleer tepkimeler için yeterli yakıtın kalmaması ya da yıldızın ekstra maddeyi çekirdeğine alarak kararlılığını sürdürecek sıcaklığa ulaşamaması durumunda ortaya çıkar. Her iki durumda da yıldızın iç basıncı çöküşü durduracak kadar güçlü değildir ve çökme meydana gelir. Bu çöküş sırasında, yıldızın maddesi daha yoğun bir hal alır ve farklı kompakt yıldız türlerinden biri ortaya çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çoğu durumda, çöken yıldızın dış katmanları patlar ve geriye kalan kalıntı, çökmenin sonucunda oluşan bir nesnedir. Bu kalıntının türü, patlamanın ardından kalan kütle miktarına bağlıdır. Eğer kalıntının kütlesi yaklaşık olarak 3-4 güneş kütlesini aşarsa, hiçbir mekanizma çöküşü durduracak kadar güçlü değildir ve bu nesne bir kara delik oluşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır yıldızların yerçekimsel çökmesi, yıldız kütleli kara deliklerin oluşumundan sorumlu olabilir. Erken evrende, büyük yıldızlar yerçekimsel çöküş sonucu kara delikler oluşturmuş olabilir. Bu kara delikler, birçok galaksinin merkezinde bulunan süper kütleli kara deliklerin başlangıç noktaları olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerçekimsel çöküş sırasında açığa çıkan enerjinin büyük bir kısmı hızla yayılır ve dışarıdan bir gözlemci, bu sürecin sonunu göremez. Çöküş, dış gözlemci için oldukça yavaş ilerler ve bu nedenle olay ufkunun oluşumunu gözlemleyemez. Bu nedenle, çöken malzeme giderek daha sönük bir hale gelir ve sonunda gözden kaybolur.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="fuvb3"><strong>İlkel kara delikler ve Büyük Patlama</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Yerçekimi çöküşü, büyük bir yoğunluk gerektirir. Şu anki evrende, bu tür yüksek yoğunluklar genellikle yıldızların içinde bulunur. Ancak, Big Bang&#8217;den hemen sonra, erken evrende yoğunluklar çok daha büyüktü ve kara deliklerin oluşumunu mümkün kılıyordu. Ancak, tek tip bir kütle dağılımı, yüksek yoğunlukların tek başına kara delik oluşumuna neden olmadığını gösterir. Bu nedenle, ilkel kara deliklerin oluşması için, ilk yoğunluk dalgalanmalarının meydana gelmesi ve daha sonra kendi kütleçekimleri altında büyüyebilmesi gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erken evren için farklı modeller, bu dalgalanmaların ölçeği konusunda farklı tahminler yapar. Bazı modeller, bir Planck kütlesi kadar küçük ilkel kara deliklerin oluşabileceğini öne sürerken, diğerleri yüz binlerce güneş kütlesine kadar olan büyük kara deliklerin ortaya çıkabileceğini öne sürer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, ilginç bir şekilde, erken evren çok yoğun olmasına rağmen, genellikle bir kara delik oluşumunu gerektirecek kadar yoğun değildi. Büyük Patlama sırasında, sabit büyüklükte nesnelerin kütleçekimsel çöküşü için kullanılan modeller, Büyük Patlama gibi hızla genişleyen uzayda aynı şekilde uygulanamaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="699ai"><strong>Yüksek enerjili çarpışmalar</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kara deliklerin oluşumu sadece yerçekimi çöküşüyle sınırlı değildir. Yüksek enerjili çarpışmalarda da kara delikler oluşturulabilir. Ancak, şu ana kadar parçacık hızlandırıcı deneylerinde bu tür olaylar doğrudan veya dolaylı olarak tespit edilmemiştir, bu da kara deliklerin oluşması için bir alt kütlesel sınır olduğunu düşündürmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teorik olarak, bu sınırın Planck kütlesi etrafında uzanması beklenir. Bu da kara deliklerin oluşumunun, Dünya üzerinde veya yakınında gerçekleşen herhangi bir yüksek enerjili sürecin erişemeyeceği bir yere sınırlanacağı anlamına gelir. Ancak, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">kuantum </a>kütleçekimine dair belirli gelişmeler, minimum kara delik kütlesinin çok daha düşük olabileceğini düşündürmektedir. Bazı senaryolara göre, bu sınır TeV/c² civarında olabilir. Bu da kozmik ışınlar Dünya atmosferine çarptığında veya Büyük Hadron Çarpıştırıcısında gerçekleşen yüksek enerjili çarpışmalarda mikro kara deliklerin oluşmasını mümkün kılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, bu teoriler oldukça spekülatiftir ve pek çok uzman tarafından bu süreçlerde kara deliklerin oluşması olası görülmemektedir. Ayrıca, mikro kara deliklerin oluşması durumunda, yaklaşık olarak 10^-25 saniye içinde buharlaşarak Dünya için herhangi bir tehdit oluşturması beklenmemektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="etu3k"><strong>Büyüme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kara delik oluştuktan sonra, çevresindeki gaz ve yıldızlararası tozu emerek büyümeye devam edebilir. Bu büyüme süreci, süper kütleli kara deliklerin oluşumu hala açık bir araştırma konusu olsa da bazı durumlarda mümkün olabilir. Aynı şekilde, orta kütleli kara deliklerin oluşumu için de benzer bir süreç önerilmiştir, özellikle küresel kümelerde bulunanlar için.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara delikler, yıldızlar ve hatta diğer kara delikler gibi çeşitli nesnelerle birleşebilir. Bu birleşme süreci, özellikle birçok küçük nesnenin bir araya gelmesiyle oluşmuş süper kütleli kara deliklerin erken büyümesinde önemli bir rol oynayabilir. Aynı zamanda, bazı orta kütleli kara deliklerin kökeni olarak da önerilmiştir.</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="5qbv1"><strong>Buharlaşma</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">1974&#8217;te Hawking, kara deliklerin tamamen kara olmadıklarını keşfetti. Onun teorisi, kara deliklerin belirli bir miktar radyasyon yaydığını öne sürdü ve bu fenomen &#8220;Hawking radyasyonu&#8221; olarak adlandırıldı. Bu radyasyon, kara deliklerin dışına kaçan parçacıklar tarafından üretilir ve bir kara deliğin normalde mükemmel bir kara cisim spektrumu yayması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hawking&#8217;in teorisine göre, kara delikler zamanla kütlelerini kaybeder ve buharlaşır. Bu sürecin hızı, kara deliğin kütle ve sıcaklığına bağlıdır. Kütle ne kadar büyükse, kara delik o kadar az radyasyon yayacak ve dolayısıyla daha yavaş buharlaşacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, Güneş kütlesinde bir kara deliğin Hawking sıcaklığı, evrenin arka plan radyasyonundan çok daha düşüktür. Bu, kara deliğin radyasyon yoluyla kütle kaybetmeyeceği anlamına gelir ve hatta çevresinden madde alarak büyüyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, çok küçük kara delikler, özellikle arabayla kıyaslandığında, çok hızlı bir şekilde buharlaşır. Bu küçük kara delikler, <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-bilgisayar-nedir/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">kuantum </a>etkilerinin daha belirgin olduğu alanlardır ve bazı senaryolara göre, bu küçük kara deliklerin varlığı varsayımsal olarak kararlı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Astrofiziksel kara delikler için, Hawking radyasyonunun çok zayıf olduğu ve bu nedenle Dünya&#8217;dan tespit edilmesinin zor olduğu düşünülüyor. Ancak, ilkel kara deliklerin buharlaşmasının son aşamasında gama ışınları patlaması gibi istisnai durumlar gözlemlenebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel olarak, kara deliklerin Hawking radyasyonu yoluyla buharlaşması, evrenin çok uzun bir zaman ölçeğinde gerçekleşir. Örneğin, güneş kütleli bir kara delik milyarlarca yıl boyunca buharlaşabilir, ancak süper kütleli kara delikler daha uzun bir süre boyunca varlıklarını sürdürebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">@tarihlibilim</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="UYAOgaOMed"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/icecube-projesi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">IceCube Projesi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;IceCube Projesi&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/icecube-projesi/embed/#?secret=2bsWsdgNoj#?secret=UYAOgaOMed" data-secret="UYAOgaOMed" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="ChcHrE5nu6"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Einstein: Dünya Biliminin Dâhisi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Einstein: Dünya Biliminin Dâhisi&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/einstein-dunya-biliminin-dahisi/embed/#?secret=HRC1L7vAbt#?secret=ChcHrE5nu6" data-secret="ChcHrE5nu6" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="JRnwvmo2OC"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/samanyolunda-bulunan-gizemli-nesne/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Samanyolunda bulunan gizemli nesne</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Samanyolunda bulunan gizemli nesne&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/samanyolunda-bulunan-gizemli-nesne/embed/#?secret=gTHK2YP5nT#?secret=JRnwvmo2OC" data-secret="JRnwvmo2OC" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="4x4yQt3GiE"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/teleskop-kesfediliyor/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Teleskop keşfediliyor.</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Teleskop keşfediliyor.&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/teleskop-kesfediliyor/embed/#?secret=oAZmzBqrYE#?secret=4x4yQt3GiE" data-secret="4x4yQt3GiE" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="reDkKuqFKr"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/evrenin-en-parlak-nesnesi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Evrenin en parlak nesnesi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Evrenin en parlak nesnesi&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/evrenin-en-parlak-nesnesi/embed/#?secret=qL0vpbDHXz#?secret=reDkKuqFKr" data-secret="reDkKuqFKr" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="0EOpK1OqJ6"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Görelilik Teorisi</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Görelilik Teorisi&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/gorelilik-teorisi/embed/#?secret=tl37QLrRnq#?secret=0EOpK1OqJ6" data-secret="0EOpK1OqJ6" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-tarihli-bilim wp-block-embed-tarihli-bilim"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="qrREaVIh62"><a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kuantum Mekaniği</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Kuantum Mekaniği&#8221; &#8212; Tarihli Bilim" src="https://www.tarihlibilim.com/post/kuantum-mekanigi/embed/#?secret=ySbG3LXONt#?secret=qrREaVIh62" data-secret="qrREaVIh62" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Kara Delikler</a> appeared first on <a href="https://www.tarihlibilim.com" data-wpel-link="internal" rel="follow noopener noreferrer">Tarihli Bilim</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tarihlibilim.com/post/kara-delikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
